Bir sanık hakkında verilen mahkumiyet kararında, 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesindeki hak yoksunlukları uygulanırken, aynı maddenin 3. fıkrasına aykırı olarak, 'kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri' açısından yoksunluğun koşullu salıverme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi, Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 2013/36233 E. sayılı kararı uyarınca nasıl bir hukuki sonuç doğurur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #96780

Bu durum, TCK m. 53'ün yanlış uygulanmasından kaynaklanan bir hukuka aykırılıktır ve Yargıtay tarafından bozma sebebi sayılır. TCK m. 53/1, kasten işlenen suçlardan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, sanığın belirli hakları (seçme-seçilme, velayet, vakıf yöneticiliği vb.) kullanmaktan yoksun bırakılacağını düzenler. Bu yoksunluk, kural olarak cezanın infazı tamamlanıncaya kadar devam eder. Ancak, aynı maddenin 3. fıkrası bu kurala önemli bir istisna getirir. Buna göre, sanığın, TCK m. 53/1-c bendinde sayılan 'kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri' açısından hak yoksunluğu, mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar değil, 'koşullu salıverilinceye kadar' devam eder. Yargıtay 13. CD'nin kararında da belirtildiği gibi, mahkemenin bu ayrımı yapmadan, genel bir ifadeyle 'cezanın infazı tamamlanıncaya kadar' tüm haklardan yoksunluğa karar vermesi, kanunun emredici hükmüne aykırıdır. Bu hata, yeniden yargılama gerektirmediğinden, Yargıtay genellikle CMK m. 303 uyarınca hüküm fıkrasını düzelterek onama yoluna gitmektedir. Hüküm fıkrasından TCK m. 53'e ilişkin genel ifade çıkarılır ve yerine, '...kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına' şeklinde doğru ifade eklenir. Bu, sanığın temel ailevi haklarına ilişkin özel bir güvencenin korunmasını sağlar.