Bir sanığın yokluğunda verilen hüküm, Tebligat Kanunu m. 35'e göre, daha önce bildirdiği adrese tebliğ edilmiştir. Ancak bu adresin sanığın mernis adresi olmadığı ve bu adresten taşındığı anlaşılmıştır. Sanık, kararı infaz aşamasında öğrendiğini belirterek eski hale getirme ve temyiz talebinde bulunmuştur. Bu tebligat usulüne uygun mudur? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımı (örn: Yargıtay 11. CD, 2017/4470 E.) ve Tebligat Kanunu'ndaki mernis adresi düzenlemesinin (m. 10/2) önemi nedir?
Hayır, bu tebligat usulüne uygun değildir. Tebligat Kanunu'nda 6099 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonra mernis adresi (adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi) tebligat hukukunda merkezi bir öneme kavuşmuştur. Tebligat Kanunu m. 10'a göre, tebligat öncelikle kişinin bilinen en son adresine yapılır. Eğer bu adreste tebligat yapılamazsa (örneğin, kişi adresten taşınmışsa), bu durumda kişinin mernis adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Tebligat Kanunu m. 35'e göre tebligat yapılabilmesi için ise, kişinin o adreste daha önce kendisine usulüne uygun bir tebligat yapılmış olması ve bu adresten ayrılmasına rağmen yeni adresini bildirmemiş olması gerekir. Yargıtay 11. CD'nin 2017/4470 E. sayılı kararında da vurgulandığı gibi, bilinen son adrese çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, doğrudan m. 35'e göre tebligat yapılamaz. Önce m. 10/2 gereği mernis adresine, m. 21/2'ye göre tebligat yapılması denenmelidir. Bu usule uyulmadan doğrudan m. 35'e göre yapılan tebligat usulsüzdür. Usulsüz tebligat, hukuki sonuç doğurmaz ve süreleri başlatmaz. Bu durumda sanığın, kararı öğrendiğini beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi olarak kabul edilir ve bu tarihten itibaren yaptığı temyiz başvurusu süresinde sayılır. Bu nedenle eski hale getirme talebinin de kabulü gerekir.