Bir sanık hakkında verilen mahkumiyet kararında, TCK m. 53'teki hak yoksunlukları uygulanırken, 'sanığın talebi olmadığı halde atanan tercüman ücretinin' yargılama gideri olarak sanığa yükletilmesi, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/2983 E. sayılı kararında neden bozma sebebi sayılmıştır? Bu durum, Anayasa ve AİHS'nin hangi güvenceleriyle ilgilidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #96775

Sanığa, talebi olmamasına rağmen (veya zorunlu müdafilik gibi durumlarda talebi olsa bile) atanan tercüman ücretinin yargılama gideri olarak yükletilmesi, Anayasa'nın 36. maddesindeki 'adil yargılanma hakkı' ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin 3. fıkrasının (e) bendindeki özel güvenceyle doğrudan ilgilidir. AİHS m. 6/3-e, bir suç ile itham edilen herkesin, 'mahkemede kullanılan dili anlamadığı veya konuşamadığı takdirde bir tercümanın yardımından ücretsiz olarak yararlanma' hakkına sahip olduğunu açıkça düzenler. Bu hak, adil yargılanmanın temel unsurlarından olan 'savunma hakkının' etkin bir şekilde kullanılabilmesi için getirilmiş bir güvencedir. Sanığın, aleyhindeki iddiaları tam olarak anlaması ve kendisini en iyi şekilde ifade edebilmesi esastır. Bu hakkın 'ücretsiz' olması, sanığın mali durumu ne olursa olsun, dil engeli nedeniyle savunmasının zayıflamasının önüne geçmeyi amaçlar. Yargıtay'ın bu yöndeki kararları, AİHS ve Anayasa ile güvence altına alınan bu temel hakkın bir gereğidir. Tercüman ücretinin sanığa yükletilmesi, bu hakkın özünü zedeleyen ve onu anlamsız kılan bir uygulamadır. Bu nedenle, Yargıtay bu tür hataları, yeniden yargılamayı gerektirmeyen ve CMK m. 303 uyarınca düzeltilebilen bir hukuka aykırılık olarak görmekte ve hükmün ilgili kısmını 'Devlet Hazinesine yüklenmesine' şeklinde düzelterek onamaktadır.