Ceza Genel Kurulu'nun 2017/149 E. sayılı kararında, dava zamanaşımının gerçekleştiği tespit edildikten sonra, elkonulan kaçak eşyanın müsaderesi hakkında da bir karar verilmiştir. Dava zamanaşımı nedeniyle 'düşme' kararı verilmesi, suçun işlenmediği anlamına gelmemekle birlikte, müsaderenin bir güvenlik tedbiri olarak uygulanabilmesi için aranan 'kasıtlı bir suçun işlenmesi' (TCK m. 54/1) koşulu bu durumda nasıl sağlanmış olur? Zamanaşımı, suçun varlığını ortadan kaldırır mı?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #96774

Bu, ceza hukukunda önemli bir ayrımdır. Dava zamanaşımı, suçun işlenmediği veya ispat edilemediği anlamına gelmez. Zamanaşımı, devletin cezalandırma hakkının kanunda öngörülen sürenin geçmesiyle sona ermesidir. Yani, suç işlenmiştir ancak artık cezalandırılamamaktadır. Müsaderenin bir güvenlik tedbiri olarak uygulanabilmesi için aranan 'kasıtlı bir suçun işlenmesi' (TCK m. 54/1) koşulu, bu suçtan dolayı birinin mutlaka 'mahkum edilmesi' gerektiği anlamına gelmez. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun kararında da bu ilke benimsenmiştir. Mahkeme, dosyayı inceleyerek, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verse dahi, eylemin 'kasıtlı bir suç' oluşturduğuna dair yeterli delil bulunduğu kanaatine varırsa, müsadere kararı verebilir. Özellikle 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 13. maddesi, bu durumu açıkça düzenleyerek, 'kamu davasının düşmesine karar verilmesi, sadece suç konusu eşya ile ilgili olarak müsadere hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmez' demektedir. CGK kararında, elkonulan eşyanın kaçak eşya niteliğinde olduğu ve kasıtlı bir suçun (kaçakçılık) konusunu oluşturduğu sabit görüldüğünden, dava düşse bile eşyanın bizatihi kendisinin tehlikeliliği veya suçla olan bağlantısı nedeniyle müsaderesine karar verilmiştir. Zamanaşımı, cezalandırma yetkisini kaldırır, ancak suçun işlendiği maddi vakıasını ve buna bağlı güvenlik tedbirlerinin uygulanma zorunluluğunu ortadan kaldırmaz.