9. Yargı Paketi'nin son halinde TCK m. 339/A olarak önerilen 'etki ajanlığı' suçunda, 'Fail hakkında hem bu suçtan hem de işlediği ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur.' ifadesi, ceza hukukunun hangi temel ilkesiyle bir gerilim yaratmaktadır? Bu düzenlemeyi 'non bis in idem' (aynı fiilden dolayı iki kez yargılama ve cezalandırma yasağı) ilkesi açısından kritik ediniz.
Bu ifade, ceza hukukunun en temel ilkelerinden olan 'non bis in idem' (aynı fiilden dolayı iki kez yargılama ve cezalandırma yasağı) ile ciddi bir gerilim yaratmaktadır. Bu ilke, bir kişinin aynı eylem nedeniyle birden fazla kez cezalandırılmasını yasaklar. Taslakta ise, bir kişi örneğin 'kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' (TCK m. 109) suçunu işlediğinde, eğer bu suçu 'Devletin güvenliği aleyhine, yabancı bir organizasyonun stratejik çıkarları doğrultusunda' işlediği kabul edilirse, hem TCK m. 109'dan hem de TCK m. 339/A'dan 'ayrı ayrı' cezalandırılacaktır. Burada failin tek bir eylemi (kişiyi kaçırma) vardır. Bu eylem, hem hürriyeti tahdit suçunu hem de etki ajanlığı suçunu oluşturmaktadır. Normalde bu tür durumlarda, fikri içtima (TCK m. 44) kuralları gereği, en ağır cezayı gerektiren suçtan ceza verilmesi gerekir. Ancak taslak, açıkça gerçek içtima (suçların toplanması) kuralının uygulanacağını belirterek bu ilkeyi bertaraf etmektedir. Bu düzenleme, failin özel kastı veya saiki nedeniyle eylemin haksızlık içeriğinin arttığı ve bu nedenle ayrı bir suç tipi olarak düzenlendiği şeklinde savunulabilir. Ancak bu durumda dahi, aynı fiilin iki farklı suçun unsuru olarak değerlendirilip iki ayrı ceza verilmesi, 'non bis in idem' ilkesinin özünü zedelemektedir. Bu, kişinin tek bir fiili nedeniyle iki kez cezalandırılması anlamına gelir ve ceza adalet sisteminin temel güvencelerinden biriyle çelişir.