Yabancı bir ülkede işlenen ve TCK m. 13'te sayılan katalog suçlar dışında kalan bir suç (örneğin kasten öldürme) nedeniyle, failin ve mağdurun yabancı olduğu bir durumda, sırf ölüm neticesi Türkiye'de gerçekleştiği için Türk mahkemelerinin yargılama yetkisi doğar mı? TCK m. 8 (mülkilik ilkesi) ve m. 12 (şahsilik/koruma ilkesi) bu durumu nasıl düzenler? (Yargıtay 5. CD, 2014/4078 E. kararı ışığında analiz ediniz.)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #96765

Bu durumda kural olarak Türk mahkemelerinin yargılama yetkisi doğmaz. Yargıtay 5. CD'nin 2014/4078 E. sayılı kararında da analiz edildiği gibi, Türk ceza hukukunda temel ilke 'mülkilik'tir (ülkesellik - TCK m. 8). Suçun Türkiye'de işlenmiş sayılması için, kural olarak icrai hareketlerin en azından bir kısmının Türkiye'de yapılması gerekir. Sadece neticenin (ölüm gibi) Türkiye'de gerçekleşmesi, 'mesafe suçu' halleri dışında, suçu Türkiye'de işlenmiş saymak için yeterli değildir. Özellikle, icrai hareketlerin tamamlandığı yer (örneğin Suriye'de ateş edilmesi) suçun işlendiği yer olarak kabul edilir. Olayda fail ve mağdur yabancı olduğundan, TCK m. 11 (vatandaş tarafından işlenen suç) uygulanamaz. TCK m. 12 (yabancı tarafından işlenen suç) ise çok sıkı koşullara bağlanmıştır. TCK m. 12/3'e göre, mağdur yabancı ise, Türkiye'de yargılama yapılabilmesi için; failin Türkiye'de bulunması, suçun alt sınırının 3 yıldan az olmayan hapis cezasını gerektirmesi, geri verme anlaşmasının olmaması veya talebin reddedilmesi ve Adalet Bakanı'nın istemi gibi ağır koşulların bir arada bulunması gerekir. Sorudaki olayda bu koşullar gerçekleşmemiştir. Suç, TCK m. 13'teki katalog suçlardan da değildir. Dolayısıyla, ne mülkilik ne de diğer ilkeler gereği Türk mahkemelerinin yargılama görevi ve yetkisi bulunmamaktadır. Yapılması gereken, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verip, evrakı Adalet Bakanlığı aracılığıyla suçun işlendiği ülkeye ihbar etmektir.