5237 sayılı TCK m. 163/3'te düzenlenen kaçak elektrik suçu, 'tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde' işlenmesini şart koşmaktadır. Bir kişi, abone olmadan ancak kendi imkanlarıyla standartlara uygun ve doğru ölçüm yapan bir sayaç takarak elektrik kullanırsa, bu suç oluşur mu? Bu durumda eylemin hukuki niteliği ne olur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #96761

Hayır, bu durumda TCK m. 163/3'teki karşılıksız yararlanma suçu oluşmaz. Suçun maddi unsurunun en önemli parçası, 'tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde' bir kullanımın olmasıdır. Bu, ya sayacın hiç olmaması (doğrudan hatta müdahale) ya da mevcut sayaca müdahale edilerek yanlış ölçüm yapmasının sağlanmasıyla olur. Eğer kişi, abone olmasa bile, kullandığı elektriğin miktarını doğru ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit eden standartlara uygun bir sayaç üzerinden tüketim yapıyorsa, tüketim miktarının belirlenmesini engellemiş olmaz. Bu durumda, ceza hukuku anlamında bir suç değil, özel hukuk alanında bir borç-alacak ilişkisi doğar. Kişinin eylemi, ilgili kurumla (elektrik idaresi) arasında bir abonelik sözleşmesi olmaksızın hizmetten yararlanmaktır. Kurum, sayaçtaki endekse göre tüketim bedelini, gecikme faizi ve usulsüz kullanıma ilişkin idari yaptırımlarla birlikte kişiden talep edebilir. Uyuşmazlık, bir ceza davası değil, bir alacak davası konusu olur. Suçun oluşması için kritik olan, tüketimin gizlenmesi veya eksik gösterilmesi kastıdır. Sayaç takarak tüketimi açıkça ortaya koyan kişide bu özel kastın varlığından söz edilemez.