Bir sanık hakkında verilen mahkumiyet kararı, sanığın yokluğunda ancak duruşmada hazır bulunan müdafiinin yüzüne karşı tefhim edilmiştir. Bu durumda temyiz süresi ne zaman başlar? Daha sonra müdafiin dosyadan çekilmesi (istifa etmesi) veya azledilmesi, başlamış olan temyiz süresini durdurur veya keser mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #96760

CMK m. 291/1'e göre temyiz süresi, kural olarak hükmün tefhiminden itibaren on beş gündür. Sanığın yokluğunda, ancak müdafiinin yüzüne karşı tefhim edilen bir hükümde, tefhim müdafiiye yapılmış sayılır ve temyiz süresi bu tefhim tarihinden itibaren işlemeye başlar. Müdafi, sanığın yasal temsilcisi konumundadır ve ona yapılan tefhim, asile yapılmış gibi hukuki sonuç doğurur. Süre, bu andan itibaren başlar. Daha sonra müdafiin dosyadan çekilmesi (istifa etmesi) veya sanık tarafından azledilmesi, başlamış ve işlemekte olan temyiz süresini durdurmaz veya kesmez. Temyiz süresi, hak düşürücü bir süredir ve bu tür olaylardan etkilenmez. Sorumluluk, süresi içinde yeni bir müdafii görevlendirmek veya bizzat temyiz başvurusunda bulunmak üzere sanığa aittir. Eğer sanık, müdafiinin kendisine tefhim yapıldığını bildirmediğini ve bu nedenle süreyi kaçırdığını iddia ederse, bu durum sanık ile müdafii arasındaki bir iç ilişki sorunudur ve kural olarak mahkemeyi bağlamaz. Ancak çok istisnai durumlarda, müdafiin kasıtlı veya ağır ihmali bir aldatması söz konusu ise, 'eski hale getirme' (CMK m. 40) kurumuna başvurulması düşünülebilir, ancak bu standart bir uygulama değildir. Kural, sürenin müdafiie yapılan tefhimle başladığı ve kesintisiz işlediğidir.