Sanık, hakkında verilen mahkumiyet hükmüne karşı süresinde temyiz başvurusunda bulunmuş ancak daha sonra temyizden feragat ettiğine dair bir dilekçe vermiştir. Yargıtay incelemesi sırasında, sanık bu kez 'eski hâle getirme' talebinde bulunarak, feragat iradesinin sakatlandığını (örneğin, baskı altında feragat ettiğini) iddia etmektedir. Bu durumda, CMK m. 40-42'deki 'eski hâle getirme' kurumu, kanun yolundan feragat beyanını geri almak için kullanılabilir bir mekanizma mıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #96742

CMK m. 40-42'de düzenlenen 'eski hâle getirme' kurumu, kanuni sürelerin 'kusuru olmaksızın bir engel nedeniyle' kaçırılması halinde, o sürenin yeniden canlandırılması için öngörülmüş istisnai bir yoldur. Bu kurumun temel amacı, kaçırılan bir 'süreyi' telafi etmektir. Kanun yolundan feragat ise, bir 'sürenin kaçırılması' değil, bir haktan vazgeçmeye yönelik tek taraflı ve kurucu bir irade beyanıdır. Kural olarak, usulüne uygun yapılan feragatten dönülemez. Ancak, eğer feragat iradesi, sanığın elinde olmayan ve kusuru bulunmayan bir engel (cebir, tehdit, hile gibi) nedeniyle sakatlanmışsa, bu durumun CMK m. 40'taki 'engel hali' kavramı kapsamında yorumlanması gerektiği savunulabilir. Bu dar ve istisnai bir yorumdur. Sanık, feragat dilekçesini verdiği sırada hür iradesinin bulunmadığını ve bu engelin kalkmasından itibaren yasal süre (bir hafta) içinde eski hâle getirme talebinde bulunduğunu ispatlarsa, Yargıtay'ın (CMK m. 42/1 gereği yetkili merci olarak) bu talebi kabul ederek feragati geçersiz sayması ve temyiz incelemesine devam etmesi teorik olarak mümkündür. Ancak bu, çok sıkı koşullara bağlıdır ve uygulamada karşılaşılması nadir bir durumdur. Standart bir pişmanlık veya fikir değişikliği, eski hâle getirme sebebi sayılamaz.