5271 sayılı CMK m. 273/1'deki istinaf süresinin tefhimle başlamasına ilişkin ibarenin AYM tarafından iptal edilmesi, 'yoklukta verilen' kararlara ilişkin CMK m. 273/2'deki 'süre tebliğ tarihinden başlar' hükmünü nasıl etkiler? İptal kararının yürürlüğe girmesiyle birlikte, duruşmada hazır bulunan taraf ile yokluğunda karar verilen taraf arasında sürelerin başlaması açısından bir yeknesaklık sağlanmış olacak mıdır?
AYM'nin CMK m. 273/1'deki '...hükmün açıklanmasından itibaren...' ibaresini iptal etmesi, doğrudan CMK m. 273/2'yi değiştirmese de, dolaylı olarak tüm sistemin yeniden düzenlenmesi gerekliliğini ortaya koymuştur. İptal kararının temel amacı, duruşmada hazır bulunan tarafın da gerekçeli kararı öğrenmeden kanun yoluna başvurmak zorunda kalmasını önlemektir. Mevcut durumda, yokluğunda karar verilen taraf için süre zaten tebliğden başlamaktaydı (m. 273/2). AYM'nin iptal kararı, bu avantajlı durumun duruşmada hazır bulunan taraf için de geçerli olması gerektiğine işaret etmektedir. İptal kararının yürürlüğe girmesi ve kanun koyucunun bu doğrultuda yeni bir düzenleme yapması halinde (ki beklenen, sürenin her durumda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren başlamasıdır), duruşmada hazır bulunan ile bulunmayan taraf arasında sürelerin başlaması açısından bir yeknesaklık (bütünlük) sağlanmış olacaktır. Bu, usul hukukunda taraflar arasında fırsat eşitliği yaratacak ve 'süre tutum dilekçesi' gibi uygulamadaki zorunlu ama sorunlu pratikleri ortadan kaldıracaktır. Dolayısıyla, iptal kararı, istinaf süresinin başlangıcını standart hale getirerek daha adil ve öngörülebilir bir sistemin kapısını aralamıştır.