AYM'nin 'Zekeriya Sevim' kararında (B.N: 2018/18989) belirtilen, duruşmada dinlenmeyen tanığın beyanının mahkumiyete esas alınamaması ilkesi, tanığın 'etkin pişmanlık' kapsamında ifade vermesi durumunda bir farklılık arz eder mi? F.S. isimli tanığın başka bir dosyada sanık olarak 'etkin pişmanlık' kapsamında verdiği ifadenin, başvurucunun davasında delil olarak kullanılmasını adil yargılanma hakkı açısından değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #96736

Tanığın 'etkin pişmanlık' kapsamında ifade vermesi, beyanının delil niteliğini veya adil yargılanma hakkı güvencelerini ortadan kaldırmaz. Aksine, bu durumu daha da hassas hale getirebilir. Etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen bir sanığın (başka dosyanın tanığı), kendisini kurtarmak veya daha az ceza almak amacıyla başkalarını suçlayıcı ve gerçeğe aykırı beyanlarda bulunma ihtimali daha yüksek olabilir. Bu nedenle, bu tür beyanların güvenilirliğinin ve doğruluğunun daha titiz bir şekilde test edilmesi gerekir. AYM'nin Zekeriya Sevim kararında, F.S.'nin etkin pişmanlık kapsamında ifade vermiş olması, onun beyanlarının sorgulanmadan delil olarak kullanılabileceği anlamına gelmemiştir. Aksine, başvurucunun ve müdafiinin, F.S.'nin beyanlarının güvenilirliğini test etmek, ona çapraz sorgu yaparak çelişkileri ortaya çıkarmak ve motivasyonunu sorgulamak için duruşmada dinlenmesini talep etme hakkı, adil yargılanma hakkının (Anayasa m. 36, AİHS m. 6/3-d) temel bir gereğidir. F.S.'nin beyanlarının, başvurucunun mahkumiyetinde 'belirleyici' delil olarak kullanılması ve başvurucuya bu tanığı sorgulama imkanı tanınmaması, adil yargılanma hakkının ihlalidir. Tanığın statüsü (etkin pişman, gizli tanık vb.) ne olursa olsun, sanığın aleyhindeki tanığı sorgulama hakkı kuraldır ve bu haktan sapmaların çok istisnai ve sıkı koşullara bağlı olması gerekir.