Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 26.02.2015 tarihli, 2013/16683 E. sayılı kararında, sanıkların sorguları yapılırken sadece ek savunma hakkı verilerek sorgularının yapılması, CMK m. 191 ve m. 147'ye aykırılık ve savunma hakkının kısıtlanması olarak nitelendirilmiştir. Bir sanığın sorgusunun usulüne uygun sayılabilmesi için CMK'nın aradığı temel şartlar nelerdir ve 'ek savunma' kurumu, bu temel sorgu sürecinin yerini alabilir mi?
Bir sanığın sorgusunun usulüne uygun sayılabilmesi için CMK'nın aradığı temel şartlar şunlardır: 1) Sanığın kimliğinin tespiti (CMK m. 147/1-a). 2) İddianamenin veya iddianame yerine geçen belgenin okunarak kendisine yüklenen suçun anlatılması (CMK m. 191/3-b, m. 147/1-b). 3) Sanığa müdafii seçme hakkı, susma hakkı, delil toplama talebinde bulunma hakkı gibi yasal haklarının hatırlatılması (CMK m. 147). 4) Sanığa yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının (susma hakkı) ikrar olarak yorumlanamayacağının bildirilmesi (CMK m. 147/1-d). Bu işlemler tamamlandıktan sonra sanığa 'üzerine atılı suç hakkında ne diyeceği' sorularak esas hakkındaki savunması alınır. 'Ek savunma' kurumu (CMK m. 226) ise, bu temel sorgu süreci tamamlandıktan sonra, iddianamede gösterilen fiilin hukuki niteliğinin değişmesi veya cezanın artırılmasını gerektiren bir durumun ortaya çıkması halinde, sanığa bu yeni duruma karşı savunma yapma imkanı tanıyan tamamlayıcı bir mekanizmadır. Yargıtay 7. CD'nin kararında vurgulandığı gibi, ek savunma kurumu, CMK m. 191 ve 147'de düzenlenen temel sorgu sürecinin ve hakların hatırlatılmasının yerini alamaz. Sanığa iddianame okunmadan, temel hakları hatırlatılmadan, doğrudan 'TCK'nın şu maddelerinden ek savunmanı ver' denilerek yapılan bir işlem, usulüne uygun bir sorgu değildir ve sanığın savunma hakkının esaslı bir şekilde kısıtlanması anlamına gelir. Bu, mutlak bir bozma nedenidir.