5237 sayılı TCK m. 58/7, 'Tekerrür halinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezası ile adlî para cezası öngörülmüşse, hapis cezasına hükmolunur.' demektedir. Bu hükmün, mükerrir sanıklar açısından cezanın bireyselleştirilmesi ilkesi üzerindeki etkisini tartışınız. Yargıtay'ın, bu hüküm uygulanmadığında bunu bir bozma nedeni sayması, hakimin takdir yetkisine bir müdahale midir, yoksa kanunun emredici bir hükmünün gereği midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #96732

TCK m. 58/7, mükerrir sanıklar açısından cezanın bireyselleştirilmesi ilkesini (TCK m. 61) önemli ölçüde sınırlar. Normalde, kanunda seçimlik ceza (hapis veya adli para cezası) öngörülen durumlarda hakim, sanığın kişiliği, suçun işleniş özellikleri gibi kriterleri değerlendirerek hangi cezayı uygulayacağına takdir yetkisi dahilinde karar verir. Ancak sanık mükerrir ise, TCK m. 58/7 bu takdir yetkisini ortadan kaldırır ve hakimi zorunlu olarak 'hapis cezasına' hükmetmeye yönlendirir. Bu, kanun koyucunun, suç işlemekte ısrar eden kişilere karşı daha caydırıcı bir ceza politikası benimsediğini ve bu kişilerin adli para cezasıyla ıslah olmayacağı varsayımını taşıdığını gösterir. Yargıtay'ın, bu hükmün uygulanmamasını bir bozma nedeni sayması, hakimin takdir yetkisine bir müdahale değil, kanunun açık ve emredici bir hükmünün (lex lata) gereğinin yerine getirilmesidir. TCK m. 58/7, 'hapis cezasına hükmedilebilir' gibi bir takdir yetkisi sunmamakta, 'hapis cezasına hükmolunur' diyerek hakime bir zorunluluk yüklemektedir. Bu nedenle, Yargıtay denetimi, hakimin takdirini değil, kanunun emredici hükmüne uyulup uyulmadığını kontrol etmeye yöneliktir ve hukuka uygundur. Bu durum, ceza politikasının bir gereği olarak cezanın bireyselleştirilmesi ilkesine getirilmiş yasal bir istisnadır.