Bir sanık hakkında TCK m. 163/3 (kaçak elektrik kullanımı) uyarınca yapılan yargılamada, bilirkişi raporuyla belirlenen kurum zararını soruşturma aşamasında ödemesi için kendisine bildirim yapılmamıştır. Kovuşturma aşamasında, mahkemece verilen makul süre içinde zararı ödeyen sanık hakkında TCK m. 168/5 ve CMK m. 223/8 uyarınca nasıl bir karar verilmelidir? Bu durumun adli sicile etkisi ne olur? (Yargıtay 6. CD, 2022/6677 E. kararını esas alınız.)
TCK m. 168/5, karşılıksız yararlanma suçunda zararın soruşturma aşamasında giderilmesi halinde 'kamu davası açılmayacağını' düzenler. Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre, soruşturma makamının bu imkanı şüpheliye bildirmesi bir zorunluluktur. Bu bildirim yapılmadan dava açılması, aslında bir iddianamenin iadesi sebebidir. Ancak dava bir şekilde açılmış ve kovuşturma aşamasına geçilmişse, 'safhadan dönülmezlik' ilkesi gereği artık soruşturma evresine geri dönülemez. Bu durumda, soruşturmada yapılması gereken usuli işlem kovuşturmada tamamlanır. Mahkeme, sanığa zararı ödemesi için bildirimde bulunur ve makul bir süre verir. Sanık bu süre içinde zararı öderse, soruşturma aşamasındaki ödemenin hukuki sonucu olan 'kamu davasının açılmaması' durumu artık mümkün olmadığından, bu duruma en yakın hukuki sonuç olan 'davanın düşmesi' kararı verilir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2022/6677 E. sayılı kararında da belirtildiği gibi, bu durumda mahkeme CMK m. 223/8 uyarınca 'kovuşturma şartının (zararın ödenmemesi) gerçekleşmemesi' nedeniyle 'düşme' kararı vermelidir. Bu karar, bir mahkumiyet veya HAGB kararı olmadığından, kural olarak adli sicile işlenmez. Ancak, Yargıtay'ın kararında belirttiği gibi, bu şekilde bir düşme kararı verildiğinde adli sicile bir kayıt düşülmesi zorunluluğu doğmaktadır. Bu kayıt, kişinin TCK m. 168/5'teki 'iki defadan fazla yararlanamaz' hükmü gereğince, gelecekteki olası suçlarda bu haktan tekrar yararlanıp yararlanamayacağının takibi için tutulmaktadır.