5271 sayılı CMK'nın 42/3. maddesi, 'Eski hâle getirme dilekçesi, kararın yerine getirilmesini durdurmaz; ancak, mahkeme yerine getirmeyi erteleyebilir.' hükmünü içermektedir. Bu düzenlemenin ardındaki mantık nedir? Mahkemenin 'yerine getirmeyi erteleme' konusundaki takdir yetkisini kullanırken hangi kriterleri göz önünde bulundurması beklenir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #96728

CMK m. 42/3'teki düzenlemenin ardındaki temel mantık, kesinleşmiş hükümlerin infazının istikrarını sağlamak ve eski hâle getirme kurumunun kötüye kullanılmasını önlemektir. Kural olarak, bir hüküm usulüne uygun tebliğ edilip yasal süresi içinde kanun yoluna başvurulmayınca kesinleşir ve infaz kabiliyeti kazanır. Eski hâle getirme talebi, bu kesinleşmeyi ve infazı kendiliğinden durdurmaz. Eğer durdursaydı, her hükümlü infazı geciktirmek amacıyla dayanaksız eski hâle getirme taleplerinde bulunabilir, bu da ceza adalet sistemini işlevsiz kılabilirdi. Ancak kanun koyucu, haklı bir mazereti olabilecek kişiler için bir denge unsuru getirmiştir. Mahkemeye, 'yerine getirmeyi erteleme' konusunda bir takdir yetkisi tanınmıştır. Mahkeme bu takdir yetkisini kullanırken şu kriterleri göz önünde bulundurmalıdır: 1) Eski hâle getirme talebinin ciddiyeti ve dayanılan mazeretin (engel halin) inandırıcılığı. 2) Yapılamayan usul işleminin (örneğin temyiz) yapılması halinde kararın bozulma ihtimalinin kuvvetli olup olmadığı. 3) İnfazın başlaması halinde, sonradan talebin kabulü durumunda telafisi güç veya imkansız zararların doğup doğmayacağı. Örneğin, hapis cezasının infazına başlandıktan sonra eski hâle getirme talebinin kabulü, kişinin haksız yere hürriyetinden yoksun kalması sonucunu doğurur. Mahkeme, bu unsurları bir arada değerlendirerek, talebin ciddiyetine ve olası sonuçlarına göre infazın ertelenip ertelenmeyeceğine karar vermelidir.