Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2017/3988 E. sayılı kararındaki karşı oy yazısında, mahkemenin temyiz süresini '15 gün' yerine '1 ay' olarak hatalı göstermesi durumunda, hangi sürenin esas alınması gerektiği tartışılmaktadır. Karşı oy, Anayasa'nın 36. maddesi ve AİHS'nin 6. maddesi çerçevesinde mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmemesi için hangi çözümü önermektedir? Bu görüş, usul kurallarının katı yorumlanması ilkesiyle nasıl bir gerilim yaratmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #96718

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2017/3988 E. sayılı kararındaki karşı oy, mahkemenin kanuni temyiz süresi olan 15 gün yerine, kararında '1 ay' olarak hatalı bir süre belirtmesi ve tarafın da bu hatalı süreye güvenerek 15 günden sonra fakat 1 ay içinde temyiz başvurusunda bulunması durumunu ele almaktadır. Karşı oya göre, bu durumda kanundaki 15 günlük katı sürenin uygulanarak temyiz talebinin süreden reddedilmesi, Anayasa m. 36 (hak arama hürriyeti) ve AİHS m. 6 (adil yargılanma hakkı) kapsamında güvence altına alınan 'mahkemeye erişim hakkı'nın ihlalidir. Karşı oy, hâkimin kanun yolunu ve süresini taraflara doğru gösterme yükümlülüğü (HMK m. 297/1-ç) bulunduğunu, mahkemenin kendi hatasının tüm sonuçlarının vatandaşa yüklenemeyeceğini savunmaktadır. Çözüm olarak, mahkemenin belirttiği hatalı süreye güvenerek hareket eden tarafın başvurusunun 'süresinde yapılmış' kabul edilmesi gerektiğini önermektedir. Bu görüş, 'usul kurallarının katı yorumlanması' ve 'sürelerin hak düşürücü niteliği' ilkeleriyle bir gerilim yaratmaktadır. Usul kurallarının öngörülebilirlik ve hukuki güvenlik sağlama amacı vardır. Ancak karşı oy, bu kuralların mahkemeye erişim hakkını anlamsız kılacak veya aşırı zorlaştıracak şekilde 'şekilci' ve 'katı' bir biçimde yorumlanmaması gerektiğini, mahkemenin yol açtığı bir hatanın faturasının hak arayan tarafa kesilemeyeceğini ve adil yargılanma hakkının usuli kurallara feda edilemeyeceğini savunarak, hak eksenli bir yorumu benimsemektedir.