9. Yargı Paketi kapsamında TCK m. 339/A olarak önerilen 'etki ajanlığı' suçunun ilk ve son taslakları arasındaki temel fark nedir? Yeni taslağın, suç tipini 'soyut tehlike suçu' olmaktan çıkarıp 'zarar suçu' haline getirme çabasını, 'kanunilik' ilkesi açısından 'belirlilik' ve 'öngörülebilirlik' unsurları çerçevesinde kritik ediniz. 'Yabancı organizasyon' ve 'stratejik çıkar' gibi kavramların muğlaklığı devam etmekte midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #96717

Etki ajanlığı suçunun ilk taslağı, 'Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları aleyhine yabancı bir devlet veya organizasyonun stratejik çıkarları veya talimatı doğrultusunda; a) ...araştırma yapan veya yaptıranlar, b) Türkiye'de suç işleyenler...' şeklinde iki ayrı fiili cezalandırıyordu. Özellikle 'araştırma yapma' fiili, hazırlık hareketlerini dahi cezalandıran, sınırları belirsiz bir 'soyut tehlike suçu' niteliğindeydi ve basın özgürlüğü gibi temel haklar için ciddi bir tehdit oluşturuyordu. Yeni taslakta, 'araştırma yapma' fiili metinden çıkarılmış ve suç, belirtilen saiklerle 'Türkiye'de suç işleyenler' şeklinde tek bir fiile indirgenmiştir. Bu değişiklik, suçun oluşması için başka bir suçun (zarar suçunun) işlenmesini şart koşarak, düzenlemeyi soyut tehlike suçu olmaktan çıkarıp somut bir fiile bağlama amacı gütmektedir. Ancak bu değişiklik, 'kanunilik' ilkesinin gerektirdiği 'belirlilik' ve 'öngörülebilirlik' sorunlarını tamamen çözmemektedir. 'Devletin güvenliği', 'siyasal yararlar', 'yabancı organizasyon' ve 'stratejik çıkar' gibi kavramlar hala son derece muğlak ve geniş yoruma açıktır. Gerekçedeki açıklamalar kanun metni yerine geçmez ve bu muğlaklık, uygulayıcılara (savcı ve hakimlere) aşırı geniş bir takdir yetkisi tanıyarak keyfi uygulamalara yol açma potansiyelini korumaktadır. Özellikle sivil toplum faaliyetleri ve uluslararası fonlarla yürütülen projeler açısından, işlenen herhangi bir suçun kolaylıkla 'yabancı bir organizasyonun stratejik çıkarı doğrultusunda' işlendiği şeklinde yorumlanma riski devam etmektedir. Dolayısıyla, suç tipi somut bir fiile bağlanmış olsa da, suçun manevi unsurunu oluşturan saik ve amaçlarla ilgili belirsizlikler giderilmemiştir.