CMK m. 303, Yargıtay'ın temyiz incelemesi sırasında 'davanın esasına hükmedebileceği' veya 'hukuka aykırılığı düzeltebileceği' istisnai halleri düzenlemektedir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2016/379 E. sayılı kararında, tekerrüre esas alınan bir HAGB kararının hükümden çıkarılması suretiyle 'düzeltilerek onama' kararı verilmesi, CMK m. 303'ün hangi bendine dayanmaktadır? Bu tür bir düzeltmenin, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bir hukuka aykırılık olarak nitelendirilmesinin temel mantığı nedir?
Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2016/379 E. sayılı kararında, tekerrüre esas alınan önceki mahkumiyetin aslında bir HAGB kararı olduğu tespit edilmiştir. HAGB kararı, CMK m. 223 kapsamında kesinleşmiş bir mahkumiyet 'hükmü' niteliğinde olmadığından, TCK m. 58 uyarınca tekerrüre esas alınamaz. Bu, hukuka açık bir aykırılıktır. Yargıtay, bu aykırılığı düzeltmek için dosyayı yerel mahkemeye geri göndermek yerine, CMK m. 303 uyarınca 'düzeltilerek onama' kararı vermiştir. Bu uygulama, CMK m. 303'ün genel ruhuna ve amacına dayanmaktadır. Maddenin belirli bir bendine doğrudan atıf yapılmasa da, bu durum en çok maddenin (a) bendindeki 'Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden... hükmolunması gerekirse' veya (g) bendindeki 'TCK'nın 61. maddesindeki sıralamanın gözetilmemesi yüzünden eksik veya fazla ceza verilmiş ise' hükümlerinin kıyasen uygulanması olarak yorumlanabilir. Ancak temel mantık, hukuka aykırılığın 'yeniden yargılama yapılmasını gerektirmemesi' ve 'mahkemenin takdir yetkisini ilgilendirmemesi'dir. Tekerrürün uygulanıp uygulanmayacağı, takdire bağlı bir husus değildir; adli sicil kaydının hukuki nitelemesine bağlı, objektif bir durumdur. HAGB kararının tekerrüre esas alınamayacağı net bir kuraldır. Bu hatanın düzeltilmesi için yeniden duruşma açmaya, delil toplamaya veya tanık dinlemeye gerek yoktur. Yargıtay, hüküm fıkrasından tekerrüre ilişkin bölümü çıkararak hem usul ekonomisini sağlamış hem de açık hukuka aykırılığı gidermiştir. Bu, CMK m. 303'ün pratik ve işlevsel bir uygulamasıdır.