TCK m. 58/9, 'Mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin, itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi veya örgüt mensubu suçlu hakkında da uygulanmasına hükmedilir.' demektedir. Bu hükmün hukuki niteliği (güvenlik tedbiri mi, infaz rejimi mi?) ve uygulanması için sanığa CMK m. 226 uyarınca ek savunma hakkı verilmesinin zorunlu olup olmadığı konusundaki doktrin ve Yargıtay görüşlerini karşılaştırınız. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/2509 E. sayılı kararı bu tartışmada nerede durmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #96712

TCK m. 58/9'un hukuki niteliği tartışmalıdır. Yargıtay'ın baskın görüşü, bu hükmün bir ceza veya güvenlik tedbiri değil, sadece 'infaza ilişkin bir rejim' olduğu yönündedir (örn. Y. 3. CD, 2021/1599 E.). Bu görüşe göre, TCK m. 58/9'un uygulanması kazanılmış hak oluşturmaz ve hükümde unutulmuş olsa bile infaz aşamasında her zaman uygulanabilir. Dolayısıyla bu yaklaşıma göre ek savunma hakkı verilmesi gerekmez. Doktrindeki karşı görüş ve bizim de katıldığımız görüş ise, TCK m. 58'in 'Güvenlik Tedbirleri' bölümünde düzenlendiğini, bu nedenle bir güvenlik tedbiri niteliğinde olduğunu savunur. Bu tedbir, kişinin tehlikelilik hali (itiyadi suçlu, örgüt mensubu vb.) nedeniyle uygulanmaktadır. Bir güvenlik tedbirinin uygulanması, CMK m. 226/2 uyarınca, iddianamede talep edilmemişse, sanığa 'ek savunma hakkı' verilmesini zorunlu kılar. Sanığın, yargılandığı suçun yanı sıra 'özel tehlikeli suçlu' olarak nitelendirileceğini ve hakkında farklı bir infaz rejimi uygulanacağını bilmeden savunma yapması, savunma hakkının kısıtlanmasıdır. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/2509 E. sayılı kararı, ikinci görüşü destekler niteliktedir. Kararda, 'sanığa CMK m. 226 maddesi gereğince ek savunma hakkı tanınmadan, ... TCK’nın 58/9 maddelerinin uygulanması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması' bir bozma sebebi olarak sayılmıştır. Bu karar, TCK m. 58/9'un uygulanmasının otomatik bir infaz kuralı olmadığını, sanığın hukuki durumunu ağırlaştıran ve ek savunmayı gerektiren bir güvenlik tedbiri niteliği taşıdığını kabul eden yaklaşımı güçlendirmektedir.