5237 sayılı TCK m. 163/3'te düzenlenen kaçak elektrik, su veya doğalgaz kullanımı suçunda, TCK m. 168/5'te yer alan özel etkin pişmanlık hükmü nasıl işler? Soruşturma aşamasında zararın giderilmesi halinde kamu davası açılmamasının koşulu nedir? Yargıtay'ın, bu imkanın şüpheliye bildirilmesi zorunluluğuna ilişkin yaklaşımını (örneğin, Yargıtay 13. CD, 2018/64 K.) tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #96711

TCK m. 163/3'teki karşılıksız yararlanma suçu için TCK m. 168/5'te özel bir etkin pişmanlık düzenlemesi getirilmiştir. Bu düzenlemeye göre, fail, azmettiren veya yardım eden, soruşturma tamamlanmadan önce mağdurun (ilgili kurumun) zararını 'tamamen' tazmin ederse, hakkında kamu davası açılmaz. Eğer zarar, kovuşturma aşamasında hüküm verilmeden önce giderilirse, verilecek ceza üçte birine kadar indirilir. Yargıtay'a göre (örn. 17. CD, K.2017/15880), giderilmesi gereken zarar, kurumun kaçak kullanımdan kaynaklanan ve 'vergiler dahil, cezasız' olarak hesaplanan gerçek alacağıdır. Soruşturma aşamasında kamu davası açılmamasının en önemli koşulu, bu etkin pişmanlık imkanının şüpheliye usulüne uygun olarak bildirilmesidir. Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 2018/64 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, soruşturma makamı, hesaplanan zarar miktarını, ödeme süresini ve nereye ödeneceğini şüpheliye açıkça bildirmeli ve bu bildirime ilişkin belgeyi dosyaya koymalıdır. Şüpheliye bu imkan tanınmadan dava açılması, Yargıtay tarafından bir 'iddianamenin iadesi sebebi' olarak görülmekte ve kovuşturma aşamasında bu eksikliğin giderilmesi gerektiği belirtilmektedir. Kovuşturma aşamasında sanık zararı öderse, bu durumda CMK m. 223/8 uyarınca 'kovuşturma şartının gerçekleşmemesi' nedeniyle davanın düşmesine karar verilir. Bu bildirim zorunluluğu, şüphelinin lehe olan bir usul hükmünden haberdar edilerek savunma hakkının ve adil yargılanma ilkesinin bir gereği olarak kabul edilmektedir.