Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararının, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması üzerindeki etkisini, Anayasa Mahkemesi'nin 19/2/2020 tarihli iptal kararı öncesi ve sonrası durumunu karşılaştırarak açıklayınız. Danıştay'ın, HAGB kararının kendisinin değil, karara dayanak olan 'maddi vakıaların' dikkate alınabileceği yönündeki içtihadı, AYM'nin iptal kararından sonra geçerliliğini korur mu?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #96705

HAGB (CMK m. 231), sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmaması anlamına gelir ve adli sicile işlenmez. Ancak, idareler güvenlik soruşturmalarında HAGB kararlarını gerekçe göstererek adayları elemekteydi. Anayasa Mahkemesi'nin 19/2/2020 tarihli (E: 2018/163, K: 2020/13) kararı öncesinde, 4045 sayılı Kanun, güvenlik soruşturması yapan birimlere HAGB kayıtlarına ulaşma yetkisi veriyordu. AYM, bu yetkiyi, masumiyet karinesi ve kişisel verilerin korunması hakkına aykırı bularak iptal etmiştir. Bu iptal kararıyla, idarenin HAGB kararlarına doğrudan erişimi ve bunu tek başına olumsuzluk sebebi sayması hukuken imkansız hale gelmiştir. AYM iptalinden sonra, Danıştay'ın yerleşik içtihadı daha da önem kazanmıştır. Bu içtihada göre (örneğin, Danıştay 12. D. 2017/908 E.), HAGB kararı hukuki bir sonuç doğurmadığı için tek başına bir eleme nedeni olamaz. Ancak, idare, HAGB kararının verildiği ceza dosyasındaki 'maddi vakıaları' (eylemin niteliği, kişinin davranışları vb.) kendisi ayrıca değerlendirerek, bu vakıaların kişinin atanacağı görevin gerektirdiği niteliklerle bağdaşıp bağdaşmadığına karar verebilir. Örneğin, hırsızlık suçundan alınan bir HAGB kararında, kararın kendisi değil ama kişinin hırsızlık eylemini işlemiş olması olgusu, güven gerektiren bir memuriyet için olumsuz bir kriter olarak değerlendirilebilir. AYM'nin iptal kararı, idarenin HAGB kaydına ulaşmasını engellemiştir, ancak idarenin başka yollarla öğrendiği (örneğin adayın beyanı veya diğer soruşturmalar) bir ceza davasındaki maddi vakıaları değerlendirme yetkisini ortadan kaldırmaz. Dolayısıyla, Danıştay'ın bu içtihadı, AYM kararından sonra da geçerliliğini ve önemini korumaktadır.