Anayasa Mahkemesi'nin 'Zekeriya Sevim' kararında (2018/18989 B.N.), yargılama dışı alınan tanık beyanlarının mahkumiyete esas alınması hangi koşullara bağlanmıştır? AYM'nin bu kararda uyguladığı iki aşamalı testi ve bu testin 'silahların eşitliği' ilkesiyle bağlantısını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #96703

Anayasa Mahkemesi, 'Zekeriya Sevim' kararında, yargılama dışında (örneğin kollukta veya başka bir dosyanın sanığı olarak) alınan ve sanığın sorgulama imkanı bulamadığı tanık beyanlarının hükme esas alınmasının 'silahların eşitliği' (İHAS m. 6/3-d) ve adil yargılanma hakkını (Anayasa m. 36) ihlal edip etmediğini değerlendirmek için iki aşamalı bir test uygulamıştır. Bu test şöyledir: 1) Tanığın duruşmada hazır edilmemesi için geçerli bir nedenin (örneğin tanığın ölmesi, ulaşılamaz olması gibi) bulunup bulunmadığı. 2) Sanığın sorgulama imkanı bulamadığı tanığın beyanının, mahkumiyet için 'tek' veya 'belirleyici' delil olup olmadığı. AYM, Zekeriya Sevim olayında, tanık D.B.C.'ye ulaşmak için yeterli çabanın gösterilmediğini, diğer tanık F.S.'nin ise dinlenmesi talebinin gerekçesiz reddedildiğini, dolayısıyla tanıkları hazır etmeme konusunda geçerli bir neden olmadığını tespit etmiştir. Ayrıca, Yargıtay'ın onama kararında ByLock delilini sonuca etkili görmemesi nedeniyle, bu tanıkların beyanlarının mahkumiyet için 'büyük ölçüde' yani 'belirleyici' delil niteliğinde olduğu sonucuna varmıştır. Her iki koşulun da sanık aleyhine gerçekleşmesi, yani hem tanığın hazır edilmemesi için geçerli bir nedenin olmaması hem de bu beyanın mahkumiyette belirleyici olması, sanığın tanığı sorgulama hakkının ve dolayısıyla silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği anlamına gelmektedir. AYM, bu ihlalin giderimi için yeniden yargılama yapılmasına karar vermiştir. (Bakınız: Zekeriya Sevim Kararı, AYM, B.N: 2018/18989, 16.06.2021).