HMK Madde 301 uyarınca taraflara verilen hüküm nüshası 'ilam' olarak tanımlanmaktadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 2014/1 E., 2017/2 K. sayılı kararında tartışılan 'ilama bağlanmış para alacakları için ilamsız takip yapılıp yapılamayacağı' meselesini, HMK m. 301/2'de tanımlanan ilamın hukuki niteliği ve alacaklının takip yollarını seçme serbestisi çerçevesinde analiz ediniz. İlamsız takibe başvurulmasının dürüstlük kuralına aykırılığı tezi, hangi gerekçelere dayanmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #96701

HMK m. 301/2'ye göre, taraflardan her birine verilen hüküm nüshası 'ilam'dır. İlam, ispat gücü yüksek ve ilamlı icra takibine konu edilebilen bir belgedir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 2014/1 E., 2017/2 K. sayılı kararında bu konu derinlemesine tartışılmıştır. Bir görüş, elinde ilam bulunan alacaklının daha az avantajlı olan ilamsız takibi seçmesini engelleyen bir yasa hükmü olmadığını, bunun alacaklının hakkı olduğunu savunur. Karşı görüş ise, ilamlı takip yolunun varlığına rağmen ilamsız takibe başvurmanın, borçluyu İİK m.36'daki tehiri-i icra imkanından mahrum bırakmak ve haksız yere icra inkar tazminatı (İİK m.67) riski altına sokmak suretiyle dürüstlük kuralına (HMK m. 29/1) aykırı olduğunu belirtir. Bu tez, alacaklının daha güçlü bir hukuki aracı varken, borçlu için daha ağır sonuçlar doğurabilecek ve usul ekonomisine aykırı bir yolu seçmesinin hakkın kötüye kullanılması anlamına gelebileceği mantığına dayanır. Kurul, kararında ilama bağlanmış para alacakları için ilamsız takip yapılabileceği yönündeki görüşü benimsememiş, bu konuda daireler arasındaki içtihat aykırılığının Hukuk Genel Kurulu'nda giderilmesi gerektiğine işaret etmiştir. Ancak tartışmanın temelinde, ilamın sağladığı hukuki kesinliğe rağmen daha meşakkatli ve borçlu aleyhine sonuçlar doğurabilecek bir yolun seçilmesinin usul hukukundaki dürüstlük ilkesiyle bağdaşıp bağdaşmadığı yatmaktadır.