Bir sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmünde hem TCK m.58 uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına hem de TCK m.53 uyarınca belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilmiştir. Temyiz incelemesi sırasında, Anayasa Mahkemesi'nin TCK m.53'e ilişkin bir iptal kararı verdiği anlaşılmıştır. Yargıtay'ın bu durumda izleyeceği usul ne olmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #96691

Yargıtay'ın bu durumda izleyeceği usul, hem Anayasa Mahkemesi kararının niteliğini hem de CMK m.303'teki düzeltme yetkisini dikkate almayı gerektirir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2016/379 E. sayılı kararında da benzer bir durum ele alınmıştır. İzlenecek yol şudur: 1) Hak Yoksunluğunun Değerlendirilmesi (TCK m.53): Anayasa Mahkemesi'nin TCK m.53'e ilişkin iptal kararı, lehe bir durum yaratır ve bu kararın derhal uygulanması gerekir. Yargıtay, genellikle bu tür değişikliklerin, cezanın esasını etkilemediği ve 'infaz aşamasında gözetilmesi mümkün' olduğunu belirterek, bu durumu tek başına bir bozma nedeni yapmaz. Yani, hükümdeki TCK m.53'e ilişkin kısmın, infaz sırasında AYM kararı doğrultusunda uygulanacağını belirtmekle yetinir. 2) Tekerrür Hükmünün Değerlendirilmesi (TCK m.58): Eğer tekerrür uygulaması, kararda olduğu gibi, HAGB kararına dayanmak gibi hukuka aykırı bir nedene dayanıyorsa, bu durum bir bozma nedenidir. 3) Karar: Yargıtay, tekerrür uygulamasındaki hatanın yeniden yargılama gerektirmediğine kanaat getirirse, bu hususu CMK m.303 uyarınca düzelterek onar. TCK m.53'e ilişkin değişikliğin ise infazda dikkate alınmasını belirtir. Dolayısıyla, birden fazla hukuka aykırılık olduğunda, her biri ayrı ayrı değerlendirilir ve niteliğine göre ya infazda gözetilmesi istenir ya da CMK m.303 kapsamında düzeltilir.