Bir tacir, ticari faaliyeti kapsamında sahte bir bono düzenleyerek bunu bir başkasına verip karşılığında mal almıştır. Bu eylem, TCK m.158/1-h (nitelikli dolandırıcılık) ve TCK m.209 (özel belgede sahtecilik) suçları açısından nasıl değerlendirilmelidir? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #96667

Bu durumda, eğer aldatma kastı baştan itibaren mevcutsa ve sahte bono hileli hareketlerin bir parçasını oluşturuyorsa, fail hem TCK m.158/1-h'den hem de TCK m.209'dan ayrı ayrı cezalandırılır. Yargıtay'ın genel yaklaşımı, sahtecilik ve dolandırıcılık suçları arasında gerçek içtima olduğu yönündedir. Ancak, burada dikkat edilmesi gereken bir ayrım vardır. Eğer sahte bono, zaten var olan bir borç ilişkisini güvence altına almak veya vadesini ertelemek için değil de, baştan itibaren karşı tarafı aldatıp malını veya parasını almak için bir 'hile aracı' olarak kullanılıyorsa, dolandırıcılık suçu oluşur. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2022/8754 E., 2023/226 K. sayılı kararında, katılandan alınan mala karşılık sahte bono verilmesi eyleminin TCK m.158/1-h kapsamındaki nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu belirtilmiştir. Bu durumda sahte bono düzenleme eylemi, TCK m.209'daki özel belgede sahtecilik suçunu da oluşturur. İki suç farklı hukuki yararları (kamu güveni ve malvarlığı) koruduğu için, failin her iki suçtan da ayrı ayrı cezalandırılması (gerçek içtima) gerekir.