TCK m.58/7, 'tekerrür halinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezası ile adlî para cezası öngörülmüşse, hapis cezasına hükmolunur' demektedir. Bu hükmün, hakimin bireyselleştirme yetkisi (TCK m.61) üzerindeki etkisini ve Anayasa'nın eşitlik ilkesi açısından potansiyel sorunlarını tartışınız.
TCK m.58/7'deki bu hüküm, hakimin cezanın bireyselleştirilmesi konusundaki takdir yetkisini önemli ölçüde kısıtlamaktadır. Normalde, bir suç için kanunda 'hapis VEYA adli para cezası' şeklinde seçenek yaptırımlar öngörülmüşse, hakim TCK m.61'deki kriterleri (suçun işleniş biçimi, failin kişiliği, güttüğü amaç vb.) göz önünde bulundurarak bu yaptırımlardan birini serbestçe seçebilir. Ancak, sanık mükerrir ise, TCK m.58/7 devreye girer ve hakimi zorunlu olarak 'hapis cezasına' hükmetmeye mecbur bırakır. Bu durum, hakimin somut olayın özelliklerine göre daha hafif bir yaptırım olan adli para cezasını uygulama takdirini ortadan kaldırır. Bu kural, Anayasa'nın 10. maddesindeki 'eşitlik ilkesi' açısından da tartışmalıdır. Aynı suçu aynı koşullarda işleyen iki kişiden, sadece birinin geçmişte bir mahkumiyeti olması nedeniyle, birine adli para cezası verilebilme ihtimali varken diğerine zorunlu olarak hapis cezası verilmesi, kişilerin hukuki durumlarındaki farklılığın (mükerrirlik) cezanın türünü bu denli kesin bir şekilde belirlemesinin orantılı olup olmadığı sorusunu gündeme getirir. Bu, kanun önünde eşitlik ve cezanın bireyselleştirilmesi ilkeleri arasında bir gerilim yaratmaktadır.