Özel tehlikeli suçlular hakkında TCK m.58/9'un uygulanmasının bir 'infaz rejimi' olduğu yönündeki Yargıtay görüşü, bu uygulamanın Anayasa'nın 38. maddesindeki 'kanunilik' ve 'belirlilik' ilkeleri açısından eleştirilmesine neden olabilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #96654

Evet, neden olabilir. Yargıtay'ın bu uygulamayı bir 'infaz rejimi' olarak nitelendirip hükümde belirtilmese bile sonradan uygulanabileceğini kabul etmesi, 'kanunilik' ve 'belirlilik' ilkeleri açısından eleştirilere açıktır. Anayasa'nın 38. maddesine göre, kimseye işlediği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı ceza verilemez; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez. TCK m.58/9 uyarınca uygulanan mükerrirlere özgü infaz rejimi, hükümlünün koşullu salıverilme süresini uzatmakta ve cezasını daha ağır koşullarda çekmesine neden olmaktadır. Bu, fiilen cezanın ağırlaştırılması anlamına gelir. Sanığın, yargılandığı sırada, hakkında böyle bir ağırlaştırılmış infaz rejiminin uygulanacağını bilmemesi veya hükümde bu hususun belirtilmemesi, 'belirlilik' ve 'öngörülebilirlik' ilkelerini zedeler. Yargıtay'ın 'bu bir infaz rejimidir, sonradan uygulanır' şeklindeki yorumu, cezanın infazının da cezanın kendisi gibi kanunla açıkça ve öngörülebilir bir şekilde düzenlenmesi gerektiği prensibiyle çelişme potansiyeli taşır. Doktrinde, bu durumun sanığın hangi hukuki sonuçlarla karşılaşacağını tam olarak bilememesine yol açtığı ve bu nedenle kanunilik ilkesiyle bağdaşmadığı yönünde eleştiriler bulunmaktadır.