Bir sanığın fiili, hem TCK m.236'daki 'edimin ifasına fesat karıştırma' hem de TCK m.257'deki 'görevi kötüye kullanma' suçunun unsurlarını taşıyor gibi görünmektedir. Bu iki suç arasındaki ilişki nedir ve hangi suçtan ceza verilmelidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #96652

Bu iki suç arasında 'özel normun genel norma önceliği' (lex specialis derogat legi generali) ilişkisi vardır. TCK m.257'deki 'görevi kötüye kullanma' suçu, kamu görevlilerinin görevlerinin gereklerine aykırı hareket ederek bir zarara veya haksız menfaate neden olduğu her durumu kapsayan 'genel' ve 'tamamlayıcı' nitelikte bir suçtur. TCK m.236'daki 'edimin ifasına fesat karıştırma' suçu ise, sadece bir kamu ihalesi sözleşmesinin ifası sürecinde, kanunda sınırlı olarak sayılan belirli hileli hareketlerle görevin kötüye kullanılmasını düzenleyen 'özel' bir normdur. Ceza hukukunun temel prensibi gereği, bir fiil hem genel hem de özel bir suç tanımına uyuyorsa, faile sadece özel normdan ceza verilir. Dolayısıyla, bir kamu görevlisinin eylemi, TCK m.236'da sayılan (malın eksik kabulü, hizmetin farklı kabulü vb.) seçimlik hareketlerden birini oluşturuyorsa, faile sadece TCK m.236'dan ceza verilir. Eğer eylem TCK m.236'daki tanımlara tam olarak uymuyor, ancak yine de ihalenin ifa sürecinde bir görevi ihmal veya suiistimal söz konusu ise, o zaman TCK m.257'nin uygulanması gündeme gelir. (Bkz: Yargıtay 5. CD, 2018/12719 E.)