Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2013/17884 E. sayılı kararında, hükümde mahkeme mührünün bulunmamasının 'mahallinde giderilmesi her zaman mümkün olan bir eksiklik' olarak nitelendirilmesi, Yargıtay'ın usuli eksikliklere yaklaşımını nasıl göstermektedir? Hangi tür usuli hatalar mutlak bozma nedeni sayılırken, hangileri düzeltilebilir hata olarak görülür?
Bu karar, Yargıtay'ın usuli eksikliklere yaklaşımında 'usul ekonomisi' ve 'hükmün esasına etki' kriterlerini ön planda tuttuğunu göstermektedir. Yargıtay, her usuli hatayı mutlak bir bozma nedeni olarak görmez. Bir ayrım yapar: 1) Düzeltilebilir veya Esasa Etkili Olmayan Hatalar: Mahkeme mührünün eksikliği, taraf adının yanlış yazılması (Y.13.HD 2015/14342 E.), vekalet ücretinin yanlış hesaplanması (Y.6.CD 2017/3985 E.) gibi hatalar, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen, hükmün özünü ve delillerin takdirini etkilemeyen, sonradan kolayca düzeltilebilecek eksikliklerdir. Yargıtay, bu tür durumlarda dosyayı bozup geri göndermek yerine, CMK m.303 veya HMK'daki benzer hükümler uyarınca düzelterek onama yoluna gider. 2) Mutlak Bozma Nedenleri: Savunma hakkının kısıtlanması (örneğin, usulsüz tebligat, ek savunma hakkı verilmemesi), kısa karar-gerekçeli karar çelişkisi, mahkemenin görevsiz veya yetkisiz olması gibi yargılamanın temel ilkelerini ve adil yargılanma hakkını ağır şekilde ihlal eden hatalar ise mutlak bozma nedenidir. Bu tür hatalar, hükmün esasına etki etsin veya etmesin, kararın bozulmasını gerektirir. Mahkeme mührünün eksikliği, ikinci kategorideki gibi temel bir hak ihlali olarak görülmemektedir.