Anayasa Mahkemesi'nin 2018/18989 başvuru numaralı Zekeriya Sevim kararında, sanık ve müdafiinin tanıkların duruşmada dinlenmesi taleplerinin 'gerekçesiz şekilde' reddedilmesi eleştirilmiştir. Mahkemenin, bir delilin toplanması talebini reddederken 'gerekçeli karar' hakkı uyarınca ne tür bir değerlendirme yapması beklenir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #96645

Mahkemenin, bir delilin toplanması (örneğin tanık dinlenmesi) talebini reddederken, bu reddin keyfi olmadığını göstermesi gerekir. 'Gerekçeli karar hakkı', sadece nihai hüküm için değil, yargılamanın seyrini etkileyen ara kararlar için de geçerlidir. Mahkemeden beklenen değerlendirme şudur: 1) Talebin İlgililiği: İstenen delilin, davanın esasıyla ve ispatlanmak istenen hususla ilgili olup olmadığını değerlendirmelidir. 2) Talebin Sonuca Etkisi: Talep edilen delilin toplanmasının, davanın sonucunu değiştirme potansiyeli olup olmadığını analiz etmelidir. 3) Talebin Amacı: Talebin, yargılamayı uzatmaktan başka bir amaca hizmet etmediği veya kötü niyetli olduğu açıkça anlaşılmıyorsa, reddedilmemelidir. Zekeriya Sevim kararında mahkeme, 'dosyanın mevcut haliyle hüküm vermeye elverişli olduğu' gibi soyut ve genel geçer bir ifadeyle talebi reddetmiştir. Oysa mahkemenin, 'talep edilen tanıkların beyanlarının neden sonuca etkili olmayacağını', 'bu tanıklar dinlense bile mevcut delil durumu karşısında mahkumiyet kararının değişmeyeceğini' veya 'tanıkları dinlemenin neden imkansız olduğunu' somut gerekçelerle açıklaması beklenirdi. Bu tür bir gerekçe sunulmaması, kararın keyfi olduğu izlenimini yaratır ve adil yargılanma hakkını ihlal eder.