9. Yargı Paketi'nin ilk taslağında yer alan 'etki ajanlığı' suçu (TCK m.339/A), TCK'nın 'Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk' bölümünde düzenlenmekteydi. Ancak suçun unsurları arasında 'devlet sırrı' niteliğinde bir bilgiyi temin etme veya açıklama şartı bulunmuyordu. Bu durumun, suçun yer aldığı bölümle olan çelişkisini ve 'kanunilik' ilkesi açısından yarattığı sorunu izah ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #96636

Bu durum, ceza kanunu sistematiği ve kanunilik ilkesi açısından ciddi bir çelişki ve sorun yaratmaktaydı. TCK'nın 'Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk' başlıklı bölümü (m.326-339), adından da anlaşılacağı üzere, korunan hukuki değeri 'devlet sırrı' ve devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgiler olan suçları düzenler. Bu bölümdeki suçların maddi unsuru, genellikle bu tür bilgilerin temin edilmesi, açıklanması veya casusluk amacıyla kullanılmasıdır. Ancak, ilk 'etki ajanlığı' taslağı, 'Türk vatandaşları hakkında araştırma yapmak' gibi, devlet sırrıyla hiçbir ilgisi olmayan fiilleri dahi suç olarak tanımlıyordu. Bir suçun, koruduğu hukuki değerle ve maddi unsurlarıyla hiçbir ilgisi olmayan bir bölümde düzenlenmesi, kanunun sistematiğini bozar. Daha da önemlisi, bu durum 'kanunilik' ilkesini (TCK m.2) zedeler. Çünkü kanunilik, suç tanımlarının açık, belirli ve öngörülebilir olmasını gerektirir. Bir fiilin, casusluk bölümünde yer alması, o fiilin bir tür casusluk faaliyeti olduğu algısını yaratır; oysa taslaktaki fiillerin (örn: araştırma yapmak) casuslukla ilgisi yoktur. Bu durum, suçun kapsamı hakkında bir belirsizlik yaratarak, kişilerin hangi eylemlerinin suç teşkil edeceğini öngörmesini imkansız hale getirir ve keyfi uygulamalara zemin hazırlardı.