Bir Cumhuriyet Savcısı, TCK m.163 kapsamındaki karşılıksız yararlanma suçunda, şüpheliye zararı gidermesi için bildirimde bulunmadan iddianame düzenlemiştir. Mahkeme, bu durumu CMK m.174 uyarınca bir 'iddianamenin iadesi' sebebi olarak görebilir mi? Yargıtay'ın bu konudaki çelişkili gibi görünen kararlarını nasıl yorumlamak gerekir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #96631

Bu konu Yargıtay daireleri arasında farklı yorumlara neden olmuştur. Bir görüşe göre, TCK m.168/5'teki 'zarar giderilirse kamu davası açılmaz' hükmü, soruşturma aşamasında tamamlanması gereken bir 'kovuşturma şartı' niteliğindedir. Bu imkan şüpheliye tanınmadan dava açılması, CMK m.174'te açıkça sayılmasa da, soruşturmanın eksik yapıldığı anlamına gelir ve bir iade sebebi olarak görülebilir (Bkz: Yargıtay 13. CD - Karar: 2018/64'teki yaklaşım). Diğer ve daha baskın olan görüş ise, Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2017/2541 sayılı kararında belirtildiği gibi, CMK m.174'te sayılan iade nedenlerinin sınırlı (tahdidi) olduğu ve savcının bu bildirimi yapma zorunluluğuna ilişkin açık bir yasal düzenleme bulunmadığı yönündedir. Bu görüşe göre, savcının bu bildirimi yapmadan dava açması bir iade sebebi değildir. Ancak, bu eksiklik kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından giderilmelidir. Yani mahkeme, sanığa zararı gidermesi için bildirimde bulunmalı ve sonucuna göre (düşme veya mahkumiyet) bir karar vermelidir. Dolayısıyla, iade sebebi olmasa da, yargılamanın ilerleyen aşamasında telafi edilmesi gereken önemli bir usuli eksiklik olarak kabul edilmektedir.