Bir ceza davasında, mahkumiyete esas alınan tanık beyanının 'belirleyici delil' olup olmadığı nasıl tespit edilir? Yargıtay'ın, diğer delillerin yetersizliğini belirterek onama kararı vermesi, bu tespit sürecinde nasıl bir rol oynar?
Bir tanık beyanının 'belirleyici delil' olup olmadığı, o beyan dosyadan çıkarıldığında, geriye kalan delillerin mahkumiyet için tek başına yeterli olup olmadığına bakılarak tespit edilir. Eğer tanık beyanı olmaksızın mahkumiyet hükmü çökecekse, o beyan belirleyici delil niteliğindedir. Anayasa Mahkemesi'nin Zekeriya Sevim kararında bu durum açıkça görülmektedir. Yargıtay'ın onama kararında, dava konusu olan ByLock delilinin 'ayrıntılı bir şekilde araştırılmaması... diğer delillerin suçun sübutu için yeterli olması nedeniyle sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır' şeklindeki ifadesi, bu tespitte kilit bir rol oynamıştır. Bu ifade, Yargıtay'ın zımnen, ByLock delili olmasa bile kalan delillerin (ki bunlar da sorgulanamayan tanık beyanlarıdır) mahkumiyet için yeterli olduğunu kabul ettiği anlamına gelir. Dolayısıyla Yargıtay, bu gerekçesiyle farkında olmadan, sorgulanamayan tanık beyanlarının mahkumiyetteki 'belirleyici' rolünü teyit etmiş olmaktadır. AYM de bu durumu, tanık beyanlarının belirleyici olduğunun bir kanıtı olarak kullanmıştır.