Bir sanık hakkında hem 'edimin ifasına fesat karıştırma' (TCK m.236) hem de 'rüşvet' (TCK m.252) suçundan dava açılmıştır. Bu iki suç arasında 'fikri içtima' (TCK m.44) uygulanabilir mi, yoksa 'gerçek içtima' mı uygulanır? Gerekçesiyle açıklayınız.
Bu durumda 'gerçek içtima' kuralları uygulanır ve sanık her iki suçtan da ayrı ayrı cezalandırılır. Fikri içtima (TCK m.44), failin tek bir fiille kanunun birden fazla farklı hükmünü ihlal etmesi durumunda, en ağır cezayı gerektiren suçtan cezalandırılmasını öngörür. Ancak, edimin ifasına fesat karıştırma ve rüşvet suçları tek bir fiille işlenmez ve korudukları hukuki yararlar farklıdır. Edimin ifasına fesat karıştırma suçu, kamu idaresinin mal veya hizmet alım süreçlerindeki mali menfaatlerini ve bu süreçlere duyulan güveni korur. Rüşvet suçu ise, kamu idaresinin güvenirliğini, tarafsızlığını ve kamu görevlilerinin rüşvet almaz dürüstlüğünü korur. Bir kamu görevlisinin, şartnameye aykırı bir malı kabul etmek (edimin ifasına fesat) için yükleniciden para alması (rüşvet) durumunda, ortada iki ayrı fiil ve iki ayrı hukuki yarar ihlali vardır. TCK m.236'nın gerekçesinde de, edimin ifasına fesat karıştırma dolayısıyla menfaat temin edilmiş olması halinde, ayrıca bu nedenle ilgili suç (rüşvet, zimmet vb.) hükmüne göre de ceza sorumluluğuna gidileceği açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle bu iki suç arasında gerçek içtima uygulanır.