HAGB kararına konu olan eylemin, 657 sayılı DMK m.48/A-5'te sayılan yüz kızartıcı suçlardan (örn: hırsızlık) olması, ancak cezanın 1 yıldan az olması durumunda, bu kişinin memuriyetine son verilebilir mi? HAGB ve mahkumiyet kavramları arasındaki farkı bu bağlamda analiz ediniz.
Bu konu oldukça tartışmalıdır ve idare hukuku ile ceza hukukunun kesişim noktasındadır. DMK m.48/A-5, yüz kızartıcı suçlardan 'mahkum' olanların memur olamayacağını ve memuriyetlerinin sona ereceğini belirtir. Bu suçlarda cezanın süresinin bir önemi yoktur. Sorunun kilit noktası, HAGB kararının bir 'mahkumiyet' olup olmadığıdır. Ceza hukuku açısından HAGB, kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü değildir ve hukuki sonuç doğurmaz. Bu yoruma sıkı sıkıya bağlı kalındığında, kişi 'mahkum' olmadığı için memuriyetine son verilememelidir. Ancak, idare hukuku pratiğinde idareler, HAGB kararının sanığın suçu işlediğinin mahkemece 'sabit görüldüğü' anlamına geldiğini ve 'hırsızlık' gibi bir fiilin kendisinin, ceza ne olursa olsun, memuriyetin gerektirdiği şeref ve haysiyetle bağdaşmadığını ileri sürerek memuriyetle ilişiği kesme yönünde işlem tesis edebilirler. Bu durumda, işlem idari yargıya taşındığında, mahkeme HAGB'nin hukuki niteliği ile fiilin memuriyet üzerindeki etkisi arasında bir denge kurarak karar verecektir. Yargı kararları, 'masumiyet karinesi' lehine veya fiilin ağırlığına göre 'idarenin takdir yetkisi' lehine farklılık gösterebilmektedir.