Yargılaması devam eden bir ceza davasında, sanık aleyhine tanıklık yapması beklenen kilit bir tanığın, polis memuru olduğu ve görev yeri değişikliği nedeniyle kendisine tebligat yapılamadığı anlaşılmıştır. Mahkemenin, tanığın yeni adresini bulmak için basit bir kolluk araştırması yaptırmadan, 'tanığa ulaşılamadığı' gerekçesiyle bu tanığı dinlemekten vazgeçmesi, hangi hukuki ilkenin ihlaline yol açar? AYM'nin Zekeriya Sevim kararındaki yaklaşım nedir?
Mahkemenin bu tutumu, adil yargılanma hakkı kapsamındaki 'çelişmeli yargılama' ve 'silahların eşitliği' ilkelerinin ihlaline yol açar. AYM'nin Zekeriya Sevim kararında da benzer bir durum ele alınmıştır. Bir tanığın duruşmada dinlenememesi için 'geçerli bir neden'in varlığı aranır. Tanığa ulaşılamaması geçerli bir neden olabilir, ancak mahkemenin tanığa ulaşmak için 'makul olan tüm çabayı' göstermiş olması şarttır. Olayda, tanığın bir polis memuru olması, Emniyet Genel Müdürlüğü kayıtları gibi resmi kanallardan yeni görev yerinin ve adresinin kolayca tespit edilebileceği anlamına gelir. Mahkemenin bu basit araştırmayı yapmadan tanığı dinlemekten vazgeçmesi, tanığın hazır edilmesi için gerekli çabayı göstermediğini ortaya koyar. Bu durum, özellikle bu tanığın beyanları mahkumiyet için 'belirleyici' nitelikteyse, sanığın aleyhindeki tanığı sorgulama (AİHS m.6/3-d) ve delilleri tartışma hakkını elinden alır. Dolayısıyla, bu, adil yargılanma hakkının usuli güvencelerinin ağır bir ihlalidir.