HAGB kurumunun ceza muhakemesi sisteminden 1 Ağustos 2024 itibarıyla kaldırılması durumunda, 2 yıl veya daha az süreli hapis cezası gerektiren suçlarda, sanığın cezaevine girmesini önlemeye yönelik olarak ceza siyaseti açısından hangi alternatif kurumlar ön plana çıkacaktır? 'Hapis cezasının ertelenmesi' (TCK m.51) kurumu bu boşluğu doldurabilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #96594

HAGB'nin kaldırılmasıyla, özellikle kısa süreli hapis cezalarında sanıkların cezaevine girmesini önleyen en yaygın mekanizma ortadan kalkacaktır. Bu boşluğu doldurmak için ceza siyaseti açısından şu alternatifler ön plana çıkacaktır: 1) Hapis Cezasının Ertelenmesi (TCK m.51): En önemli alternatif budur. 2 yıl veya daha az süreli hapis cezalarında, sanığın kişiliği ve yeniden suç işlemeyeceği yönünde bir kanaat oluşursa, mahkeme cezanın ertelenmesine karar verebilir. Ertelenen ceza, belirlenen denetim süresi (1-3 yıl) yükümlülüklere uygun geçirildiğinde infaz edilmiş sayılır. Ancak HAGB'den temel farkı, erteleme kararının adli sicile işlenmesidir. 2) Kısa Süreli Hapis Cezasının Seçenek Yaptırımlara Çevrilmesi (TCK m.50): 1 yıl veya daha az süreli hapis cezaları, adli para cezasına, kamuya yararlı bir işte çalışmaya, belirli yerlere gitmekten yasaklanmaya gibi seçenek yaptırımlara çevrilebilir. 3) Uzlaştırma (CMK m.253): Uzlaştırma kapsamındaki suçların sayısının artırılması bir seçenek olabilir. Sonuç olarak, 'hapis cezasının ertelenmesi' kurumu HAGB'nin yarattığı boşluğu büyük ölçüde doldurabilir. Ancak, adli sicile işlenmesi nedeniyle sanıklar açısından HAGB kadar lehe bir sonuç doğurmaz. Kanun koyucunun, cezasızlık algısı yaratmadan, cezanın bireyselleştirilmesini sağlayacak bu kurumları daha etkin kullanacak düzenlemeler yapması beklenebilir.