Bir tacir, şirketinin malî durumunun kötü olduğunu ve borçlarını ödeyemeyeceğini bilmesine rağmen, birden fazla kişiyle gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi imzalayıp onlardan para tahsil ettikten sonra ortadan kaybolmuştur. Bu eylemin hukuki nitelendirmesi ne olmalıdır? Yargıtay'ın bu tür olaylardaki yaklaşımını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #96582

Bu eylem, TCK m.158/1-h'de düzenlenen 'Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında' işlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturur. Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2019/5292 E., 2020/11483 K. sayılı kararında da benzer bir olay ele alınmıştır. Yargıtay'a göre, sanıkların baştan itibaren edimlerini (daireleri teslim etme) yerine getirme niyetleri yoktur. Şirketin mali durumunu bilmelerine, inşaat izni gibi işlemleri yapmamış olmalarına ve hatta arsaların başkaları adına kayıtlı olmasına rağmen, katılanlarla sözleşme yaparak para toplamaları, hileli davranışlarla onları aldatarak haksız menfaat temin etme kastını açıkça göstermektedir. Bu fiil, şirketin ticari faaliyeti olan inşaat ve gayrimenkul satışı kapsamında işlendiği için suçun nitelikli hali olan TCK m.158/1-h uygulanmalıdır. Bu durum basit bir hukuki uyuşmazlık (sözleşmenin ihlali) olarak görülemez, çünkü baştan itibaren bir aldatma kastı mevcuttur.