Bir ceza davasında mahkumiyetin 'büyük ölçüde' sorgulanamayan tanık beyanlarına dayanması ile 'yalnızca' bu beyanlara dayanması arasında, 'silahların eşitliği' ilkesinin ihlali açısından bir fark var mıdır? AYM'nin Zekeriya Sevim kararındaki yaklaşımını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #96577

AYM'nin Zekeriya Sevim kararındaki yaklaşımına göre, 'silahların eşitliği' ilkesinin ihlali açısından bu iki durum arasında pratik bir fark yoktur. AYM, tanık beyanlarının 'belirleyici' delil olup olmadığını incelerken, mahkumiyet hükmünün 'yalnızca' veya 'büyük ölçüde' sanığa sorgulama imkanı verilmeyen tanık beyanlarına dayanıp dayanmadığını değerlendirdiğini belirtmektedir. Bu, mahkumiyetin temel direğinin bu sorgulanamayan beyanlar olması durumunda, yanında başka zayıf veya yetersiz delillerin bulunmasının ihlali ortadan kaldırmayacağı anlamına gelir. Eğer bu beyanlar dosyadan çıkarıldığında mahkumiyet için yeterli kanıt kalmıyorsa, bu beyanlar 'belirleyici' kabul edilir. Zekeriya Sevim kararında da, ByLock delilinin de şüpheli olduğu dikkate alındığında, mahkumiyetin 'büyük ölçüde' iki tanığın sorgulanamayan beyanlarına dayandığı sonucuna varılmış ve bu durum ihlal için yeterli görülmüştür. Dolayısıyla, 'yalnızca' ve 'büyük ölçüde' ifadeleri, belirleyicilik testinde aynı sonuca götüren alternatif ölçütlerdir.