Yeni TCK m.339/A taslağında yer alan 'Fail hakkında hem bu suçtan hem de işlediği ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur.' ifadesi, ceza hukukunun hangi temel ilkesiyle çelişme potansiyeli taşır? Bu durumu gerekçede verilen örnek üzerinden açıklayınız.
Bu ifade, ceza hukukunun temel ilkelerinden olan 'non bis in idem' (aynı fiilden dolayı iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama) ilkesiyle çelişme potansiyeli taşır. Kural, failin hem TCK m.339/A'daki suçtan hem de bu suçun işlenmesi sırasında gerçekleştirdiği diğer suçtan (örneğin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma) ayrı ayrı cezalandırılmasını, yani gerçek içtima uygulanmasını öngörmektedir. Gerekçedeki örneğe göre, fail 'etki ajanlığı' saikiyle birini kaçırırsa, hem TCK m.109'dan (kişiyi hürriyetinden yoksun kılma) hem de TCK m.339/A'dan ceza alacaktır. Bu, failin tek bir eyleminin, özel bir saik (yabancı devlet veya organizasyon lehine hareket etme) nedeniyle iki kez cezalandırılması anlamına gelir. Normalde, bu tür özel saikler, ya suçun nitelikli halini oluşturur (cezayı ağırlaştırır) ya da fiil tek bir suç olarak kabul edilir. Ancak burada iki ayrı suçtan ceza verilmesi öngörülerek, failin tek bir fiili, biri işlenen somut suç (hürriyeti tahdit), diğeri ise bu fiili işlerken taşıdığı soyut amaç (etki ajanlığı) olmak üzere ikiye bölünerek cezalandırılmaktadır. Bu durum, ceza adaletinde orantılılık ve non bis in idem ilkeleri açısından ciddi tartışmalara açıktır.