Yeni 'etki ajanlığı' (Devletin güvenliği veya siyasal yararları aleyhine suç işleme - TCK m.339/A taslağı) teklifinde yer alan 'yabancı organizasyon' kavramı neden sorunludur? Bu kavramın kapsamına hangi tür kuruluşlar girebilir ve bu durum sivil toplum faaliyetleri açısından ne gibi riskler taşır?
Sorun, 'yabancı organizasyon' kavramının kanunda tanımlanmamış olmasından ve gerekçedeki tanımın yetersizliğinden kaynaklanmaktadır. Gerekçede 'Türk hukukuna göre kurulmamış veya oluşturulmamış organizasyon' olarak tanımlanması, kapsamı aşırı genişletmektedir. Bu tanıma göre; Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi gibi uluslararası kuruluşlar; UNICEF, UNESCO, ILO gibi yarı resmi statüdeki organizasyonlar; Uluslararası Af Örgütü, İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi uluslararası sivil toplum kuruluşları; hatta yabancı bir ülkede kurulmuş herhangi bir dernek veya vakıf bu kapsama girebilir. Bu durum, sivil toplum faaliyetleri açısından ciddi riskler taşır. Örneğin, yurt dışındaki bir insan hakları organizasyonundan fon alan bir Türk derneğinin, Türkiye'deki bir hak ihlalini raporlaştırması, 'yabancı organizasyonun stratejik çıkarları doğrultusunda Devletin siyasal yararları aleyhine' bir faaliyet olarak yorumlanma riski taşır. Bu belirsizlik, Türk sivil toplumunun uluslararası meşru aktörlerle işbirliği yapmasının önünde caydırıcı bir etki yaratabilir ve sivil alanı daraltabilir.