TCK m.58/9'da düzenlenen 'özel tehlikeli suçlular' (itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi, örgüt mensubu suçlu) hakkında mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasının hukuki niteliği nedir? Yargıtay'ın baskın görüşüne göre bu bir 'güvenlik tedbiri' midir, yoksa bir 'infaz rejimi' midir? Bu ayrımın sonucu nedir?
TCK m.58, 'Güvenlik Tedbirleri' bölümünde yer alsa da, Yargıtay'ın baskın ve yerleşik görüşüne göre, m.58/9'da düzenlenen mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbiri, bir ceza veya maddi hukuka ilişkin bir güvenlik tedbiri değil, doğrudan 'infaz rejimine' ilişkin bir düzenlemedir. Bu ayrımın en önemli sonucu 'kazanılmış hak' meselesinde ortaya çıkar. Eğer bu bir güvenlik tedbiri olarak kabul edilseydi, ilk derece mahkemesi hükmünde uygulanmasına karar verilmemesi ve kararın bu şekilde kesinleşmesi, sanık lehine kazanılmış hak oluştururdu. Ancak Yargıtay, bunun bir infaz rejimi olduğunu kabul ettiği için, hükümde belirtilmemiş olsa bile sanık lehine kazanılmış hak oluşmayacağını ve infaz aşamasında her zaman uygulanabileceğini belirtmektedir. Örneğin, Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 10.10.2023 tarihli, 2021/1599 E. sayılı kararında, TCK m.58/9'un infaz rejimi ile ilgili olduğu ve kazanılmış hak oluşturmayacağı belirtilerek, hükümde yer almaması bir düzelterek onama sebebi yapılmıştır.