Soruşturma makamı (Cumhuriyet savcısı), karşılıksız yararlanma suçunda şüpheliye TCK m.168/5 uyarınca zararı gidermesi halinde kamu davası açılmayacağına dair bildirimde bulunmadan iddianame düzenlerse, bu durumun hukuki sonucu ne olur? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını açıklayınız.
Yargıtay, soruşturma aşamasında şüpheliye zararı gidermesi halinde TCK m.168/5 uyarınca hakkında dava açılmayacağı yönünde bir bildirim yapılmamasını önemli bir usuli eksiklik olarak görmektedir. Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 2018/64 sayılı kararında da belirtildiği gibi, şüpheliye ödemesi gereken cezasız zarar miktarının, ödeme süresi ve yerinin soruşturma merciince açıkça bildirilmesi ve bu bildirime ilişkin belgenin dosyaya konulması gerekir. Bu imkan tanınmadan dava açılması, şüphelinin dava açılmasını engelleme hakkının elinden alınması anlamına gelir. Yargıtay, bu eksikliğin kovuşturma aşamasında giderilmesi gerektiğini belirtir. Mahkeme, bu bildirimi yapmalı ve sanığa zararı ödemesi için makul bir süre vermelidir. Eğer sanık bu aşamada zararı giderirse, 'kovuşturma şartı gerçekleşmediği' veya 'etkin pişmanlık' gerekçesiyle hakkında CMK m.223/8 uyarınca 'düşme kararı' verilmesi gerekir. Bu bildirim yapılmadan mahkumiyet kararı verilmesi bozma nedenidir.