Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararının, bir kişinin güvenlik soruşturması üzerindeki etkisini, özellikle memuriyete girişte, hukuki niteliği ve Danıştay içtihatları çerçevesinde analiz ediniz. İdare, sırf HAGB kararına dayanarak bir adayın güvenlik soruşturmasını olumsuz sonuçlandırabilir mi?
HAGB kararı, CMK m.231 uyarınca, sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve denetim süresi sonunda davanın düşmesiyle sonuçlanan bir kurumdur. Bu karar, beraat niteliğinde olmasa da kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü de değildir ve adli sicil kaydına işlenmez. Kural olarak idare, sırf HAGB kararının varlığına dayanarak bir adayın güvenlik soruşturmasını olumsuz sonuçlandıramaz. Danıştay 5. Dairesi'nin 2016/6979 E., 2017/23865 K. sayılı kararında belirtildiği gibi, HAGB kararı hukuken varlık kazanmamış, hüküm ifade etmeyen bir karardır. Anayasa Mahkemesi'nin 2012/665 başvuru numaralı kararında da vurgulandığı üzere, HAGB durumunda masumiyet karinesi devam eder ve idari uyuşmazlıklarda bu karara dayanılması masumiyet karinesi ile çelişir. Ancak, idare HAGB kararını gerekçe göstermese de, karara konu olan 'maddi vakıayı' (örneğin hırsızlık, dolandırıcılık gibi yüz kızartıcı fiili) dikkate alarak, bu fiilin memuriyetin gerektirdiği niteliklerle bağdaşmadığı gerekçesiyle güvenlik soruşturmasını olumsuz sonuçlandırabilir. Yani, idare HAGB kararına değil, o kararın temelindeki eylemin içeriğine dayanarak takdir yetkisini kullanabilir. Bu durumda açılacak bir idari davada, eylemin niteliği ve memuriyetle bağdaşıp bağdaşmadığı mahkemece değerlendirilecektir.