Anayasa Mahkemesi'nin Zekeriya Sevim kararında (2018/18989 B.N.) ele alınan 'silahların eşitliği' ilkesi, yargılama dışı veya başka bir dosyada alınan tanık beyanlarının hükme esas alınması durumunda nasıl ihlal edilmektedir? AYM'nin bu tür bir ihlali tespit ederken uyguladığı iki aşamalı testi açıklayınız.
Zekeriya Sevim kararında AYM, yargılama dışında (örneğin kollukta) veya başka bir dosyada (sanık veya tanık olarak) dinlenen ve başvurucunun sorgulama imkanı bulamadığı tanıkların beyanlarının mahkumiyete esas alınmasının 'silahların eşitliği' ve 'tanık sorgulama hakkı' (AİHS m.6/3-d, Anayasa m.36) ilkelerini ihlal edebileceğini belirtmiştir. AYM, bu tür bir ihlalin varlığını tespit etmek için iki aşamalı bir test uygulamaktadır: 1. Tanıkların duruşmada hazır edilmemesi için geçerli bir nedenin bulunup bulunmadığı: Mahkemenin, tanığı duruşmaya getirmek için makul her türlü çabayı gösterip göstermediği incelenir. Zekeriya Sevim kararında, tanıklardan birine ulaşılamadığı bildirilmiş ancak adresinin tespiti için yeterli çaba gösterilmediği, diğerinin ise hiç dinlenmeye çalışılmadığı belirtilmiştir. 2. Sorgulanamayan tanık beyanının mahkumiyette 'tek' veya 'belirleyici' delil olup olmadığı: Eğer mahkumiyet 'yalnızca' veya 'büyük ölçüde' sorgulanamayan tanıkların beyanlarına dayanıyorsa, bu durum adil yargılanma hakkını zedeler. Kararda, ByLock delilinin de sübuta ermediği dikkate alındığında, mahkumiyetin büyük ölçüde bu tanık beyanlarına dayandığı, dolayısıyla bu beyanların 'belirleyici' nitelikte olduğu sonucuna varılmıştır. Bu iki koşulun varlığı halinde, savunma hakkını dengeleyici başka güvenceler de sağlanmamışsa, silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine karar verilir.