Bir polis okulu öğrencisi, arkadaşının iffet ve namusuna 'rızaen' tecavüz etmesi veya 'hem cinsiyle rızaen ilişkiye girmesi' fiillerinin, okuldan çıkarılma sebebi olarak düzenlenmesi, Anayasa'da güvence altına alınan 'özel hayatın gizliliği' hakkı ile nasıl bir çatışma içindedir? Bu düzenlemenin hukuka uygunluğu Anayasa Mahkemesi önünde nasıl bir değerlendirmeye tabi tutulabilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #95500

Cevap: Bu düzenleme, Anayasa m. 20'de güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkı ile açık bir çatışma içindedir. 'Rızaen tecavüz' ifadesi zaten kendi içinde çelişkili ve hukuken anlamsızdır; tecavüz rıza dışı olur. 'Hem cinsiyle rızaen ilişkiye girmek' gibi tamamen kişilerin özel yaşam alanına giren, rızaya dayalı ve suç teşkil etmeyen bir eylemin, en ağır disiplin yaptırımı olan okuldan çıkarılma sebebi sayılması, temel hak ve özgürlüklere orantısız bir müdahaledir. Anayasa Mahkemesi önünde bu düzenleme şu açılardan değerlendirilebilir: 1) Özel Hayata Saygı Hakkının İhlali: Devletin, kişilerin rızaya dayalı cinsel yaşamlarına, kamu yararı gibi meşru bir amaç olmadıkça müdahale etmemesi gerekir. 2) Ölçülülük İlkesi: Kamu hizmetinin gerektirdiği disiplin ve ahlak anlayışı meşru bir amaç olsa bile, bu amaçla kişilerin özel yaşamına bu denli ağır bir müdahalede bulunmak (meslekten ihraç etmek) ölçülü değildir. 3) Eşitlik İlkesi: Sadece hemcinsle olan ilişkinin yaptırıma bağlanması, cinsel yönelime dayalı bir ayrımcılık teşkil eder. Anayasa Mahkemesi'nin, bu düzenlemenin özel hayata saygı hakkını ve ölçülülük ilkesini ihlal ettiği gerekçesiyle iptaline karar vermesi kuvvetle muhtemeldir (dosya: kadimhukuk.com.tr_paem...).