Yalan tanıklık suçunda, tanığın gerçeğe aykırı beyanda bulunmasının hemen ardından, aynı celsede veya çok kısa bir süre sonra beyanından dönerek gerçeği söylemesi durumunda, TCK m. 274'teki etkin pişmanlık hükümleri nasıl uygulanır? Bu durum 'gönüllü vazgeçme' olarak değerlendirilebilir mi?
Cevap: Bu durum, TCK m. 274/1 kapsamında değerlendirilir ve faile 'cezaya hükmolunmaz'. Yalan tanıklık suçu, gerçeğe aykırı beyanın yapıldığı an tamamlanır. Ancak fail, henüz bu yalan beyana dayanılarak bir ara karar (gözaltı, tutuklama gibi) verilmeden veya esasa ilişkin hüküm kurulmadan, yani yalan beyanının adalete zarar verme potansiyeli somutlaşmadan, hemen gerçeğe dönerse, kanun bu davranışı tam etkin pişmanlık olarak kabul etmiş ve cezasızlıkla ödüllendirmiştir. Bu durum, teknik olarak bir 'gönüllü vazgeçme' (TCK m. 36) değildir. Çünkü gönüllü vazgeçme, suçun icra hareketleri tamamlanmadan önce söz konusu olur. Yalan tanıklık suçu ise beyanla tamamlanmıştır. Bu, tamamlanmış bir suçtan sonra, zararın önlenmesi veya adalete katkı sağlanması nedeniyle ceza verilmemesini öngören özel bir etkin pişmanlık halidir.