Bir trafik kazasında sanık sürücünün kusurunun bulunmadığına dair Adli Tıp Kurumu raporu mevcuttur. Mahkeme, bu rapora rağmen, tanıkların 'sanığın çok hızlı gittiği' yönündeki soyut beyanlarına dayanarak sanığı mahkum edebilir mi? Delillerin değerlendirilmesinde objektif ve sübjektif deliller arasındaki hiyerarşi nasıl olmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #95481

Cevap: Mahkeme, kural olarak tanık beyanlarına dayanarak mahkumiyet kararı verebilir. Ancak, ceza yargılamasında 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi ve delillerin bir bütün olarak değerlendirilmesi zorunluluğu vardır. Adli Tıp Kurumu gibi uzman bir kuruluştan gelen, teknik verilere (fren izi, çarpma noktası, deformasyon vb.) dayalı objektif bir rapor varken, tanıkların genellikle sübjektif algılarına dayanan ve yanılma payı yüksek olan 'hızlı gidiyordu' gibi soyut beyanlarına dayanarak mahkumiyet kararı verilmesi, genellikle hukuka aykırı kabul edilir. Deliller arasında bir hiyerarşi olmamakla birlikte, mahkeme, objektif ve bilimsel bir delili (bilirkişi raporu) neden dikkate almadığını ve bunun yerine sübjektif bir delile (tanık beyanı) neden itibar ettiğini, kararında somut ve denetlenebilir gerekçelerle açıklamak zorundadır. Eğer tanık beyanları, dosyadaki diğer objektif verilerle (örneğin kazanın oluş şekli, YCGK 2019/75'teki gibi) desteklenmiyorsa, tek başlarına ATK raporunu çürütmeye yetmez. Bu durumda sanığın beraatına karar verilmesi daha olasıdır.