Yağma suçunun, mağdurun 'herhangi bir vasıta ile kendisini bilmeyecek ve savunamayacak hale getirilmesi' suretiyle (TCK m. 148/3) işlenmesini, örneklendirerek açıklayınız. Bu durumun 'cebir' sayılmasının hukuki mantığı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #95479

Cevap: Bu hüküm, mağdurun direncini kırmak için kullanılan dolaylı şiddet yöntemlerini de yağma kapsamına alır. Örnek olarak, mağdurun içeceğine uyku ilacı veya uyuşturucu madde katılarak uyutulması, hipnotize edilmesi veya bayıltıcı sprey kullanılarak etkisiz hale getirilmesi verilebilir. Bu durumun 'cebir' sayılmasının hukuki mantığı şudur: Cebir, sadece kaba kuvvet uygulamak (dövmek, itmek vb.) değildir; mağdurun iradesini ve savunma yeteneğini fiziken ortadan kaldıran her türlü eylemdir. Mağduru uyutmak veya bayıltmak, onun direncini fizyolojik olarak kırmakta ve onu tamamen savunmasız bırakmaktadır. Bu, mağdura doğrudan fiziki bir darbe vurmaktan farksız, hatta bazen daha etkili bir irade kırma yöntemidir. Kanun koyucu, bu tür hileli ve sinsi yöntemlerle mağdurun direncini kıran failin, doğrudan şiddet uygulayan fail ile aynı haksızlığı işlediğini kabul etmiş ve bu eylemi de yağma suçunun unsuru olan 'cebir' kapsamında değerlendirmiştir (or.av.tr_yagma-sucu-nedir-1, Madde Gerekçesi).