Yalan tanıklık suçunda, tanığın gerçeğe aykırı beyanda bulunmasının 'suçun işlenmesine bir katkı sağlamaması' veya 'hükme esas alınmaması' durumunda, fail yine de bu suçtan cezalandırılır mı? Bu suçun bir 'tehlike suçu' mu yoksa 'zarar suçu' mu olduğunu tartışınız.
Cevap: Evet, cezalandırılır. Yalan tanıklık suçu, bir 'soyut tehlike suçu'dur. Bu, suçun oluşması için yargılamanın veya adaletin fiilen bir zarar görmesinin (yani yanlış bir karar verilmesinin) şart olmadığı anlamına gelir. Suç, tanığın yetkili makam önünde kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunmasıyla 'tamamlanır'. Beyanın hükme esas alınıp alınmaması veya adaletin tecellisine bir etkisinin olup olmaması, suçun oluşumunu değil, ancak TCK m. 272'nin ağırlaştırıcı veya TCK m. 274'ün etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağını etkiler. Örneğin, yalan tanıklık nedeniyle masum bir kişi mahkum olursa ceza ağırlaşır. Ancak tanığın yalan söylediği diğer delillerle anlaşılmış ve beyanı hükme esas alınmamış olsa bile, yalan tanıklık suçu yine de oluşmuştur. Çünkü fail, adaleti yanıltma tehlikesini yaratmıştır ve kanun bu tehlikenin yaratılmasını cezalandırmaktadır.